Ağlayan Solcu Tipi
Aslında böyle genellemeler yapmamak lazım, yine de bahsettiğim tipi zamanında "Unabomber Manifesto" ve Ayn Rand'da öyle okuduğum için "solcu" diye tanımlayacağım. Geçen gün 14 Nisan günkü mitingde bağırmaktan kısılmış sesiyle biri "Türkiye'de sol parti yok" diye ağlıyordu da oradan aklıma geldi... ("Ağlama" mecaz değil, bildiğiniz şakır şakır ağlıyordu.)
Avrupa'da çok yaygındır, bizimkiler de solculuğu onlardan öğrendiklerinden solculuk zavallıkla aynı şeymiş gibi duruyor zaman zaman... Kendileri zavallı oldukları için köre "kör" denince körden önce bunlar alınır. "Özürlü" bile diyemezsiniz, ayıp olur, "engelli" demek gerekir. "Görme engelli" deyince "kör" dememiş olup, bütün körleri görüşe kavuşturduklarını düşünecek kadar zavallıdır işte bu tip.
En büyük "dürtü"leri hedefsiz bir acıma hissi olduğu için iyiye "iyi", kötüye "kötü", güzele "güzel", çirkine "çirkin" denildiğinde haksızlık yapıldığını düşünürler. "Herkesin bir doğrusu" olduğu gibi, herkesin bir güzeli, herkesin bir çirkini, herkesin bir bilmemnesi vardır... Ve bütün bu saçma izafiyet kendi yetersizliklerini perdelemek için kullanılır. Bildiğiniz kabile ahlakı içinde sürünmek, koroda şarkı söylemek ve bu sayede hayatı beceremiyor olmalarını gözden uzak tutmak isterler. Herkesin bir iyisi olduğu gibi, bu arkadaşların da bir iyisi vardır; ve bu iyi her ne hikmetse yeryüzünde yaşamanın şartlarına pek uymaz. Genelde asalak yaşarlar, yaptıkları işi bilmezler, öğrenmek istemezler ve hayatta en büyük korkuları bir işe yaramaktır.
Dünyayı başından sonuna anlayacakları bir fikirleri yoktur. "Solculuğu" Fransız ve Rus devrimlerinden öğrenmiş, gerçekten adalet için savaşanlar için yüz karasıdırlar. Fikirleri slogandan, ahlakları zevkçilikten temayüz etmiş olduğu için "Cumhuriyet Mitingi"nde Cumhuriyet'in süründürdüğü Nazım Hikmet'in şiirlerini okuyabilir, bundan hiç bir utanmaz, rahatsızlık duyandan rahatsız olurlar. Mustafa Suphi'yi (o da kim?) öldürteni sevmeyi "solculuk" sanacak kadar "solculuk"tan uzaklaşmışlardır. Bayağı Faşizmle "solculuk"u aynı şey sanacak kadar uzaktırlar düşünceden. Dedelerinin "şeriatçı"sıyla, bugünün "şeriatçı"sını aynı insan sanacak kadar habersizdirler dünyadan.
Bu tip tam olarak farkı farkeden ve "faruk" denebilecek bir insan tipinin zıddıdır. Düşüncede ve ahlakta fark adalet demektir. Halbuki eşitlik adına her türlü adalet hissini yok etmeyi amaçlayan ve bunun için en ufuksuz sloganları birbirlerine tekrar edip, günlerini neşe içinde geçirmeyi her türlü fark ıstırabına tercih eden de bunlardır.
İşte onun için köre "kör" deyince, aslında korktukları körlerle görenler arasında bir fark olduğunun hatırlatılmasıdır. Çünkü o zaman düşünenlerle düşünmeyenler, bilenlerle bilmeyenler, iyilerle kötüler, doğru ve yanlış arasında da bir fark olduğu hatırlatılacak ve bu insanların boynuna "doğru olmak" diye bir kriter vurulacaktır. Doğru olmaktan korktukları için doğruyla yanlışı harman yapıp savurmayı tercih ederler.
Avrupa'daki ağababaları aslında her şeyin izafi olduğu, her tür bilginin doğru olabileceği, her saçmalığın ciddiye alınması gerektiği, gerçeğin aslında gerçek olmadığı tarzında lafları orasından burasından yuvarlarlar. Batı Medeniyeti'ni ter, kan ve gözyaşıyla kurmuş atalarının sağladığı maddi rahatlık içinde yaparlar bunu... Bizimkiler de onlardan naklen ıstırabı çekilmemiş, düşünülmemiş, hesabı verilmemiş ve verilmeyecek laflar üretir.
Hayatın nasıl işlediğini anlamadıkları, anlamak istemedikleri için neticede kendi kendilerini yok ederler. Bir takım refleksleri olması, arada bir höykürüp, düşünüyormuş gibi yapmaları onların korkulacak tipler olduğunu göstermez. Neticede "güçlü" ve "güçsüz" arasında bir farka inanmadıkları için tercihlerini güçsüzden, aptaldan, yetersizden yana koyduklarında daha "eşitlikçi" olduklarına inandıkları için dünya hiç bir zaman böyle tiplere kalmamıştır. Yetersizliklerinin hatırlatılmadığı yuvalar yapılıp yerleştirilmeleri durumunda mutlu mutlu yaşamaya devam ederler.
Allah faruklardan kılsın.
(2007-04-16 07:24:49)