DevrikYazilar »

19092007 Askeri Yonetimin Sonu

1909 - 2007: Askeri Vesayetin Sonu?


Aslında başlığı "1909 - 2007: Birinci Cumhuriyetin Sonu?" diye atacaktım, ama şimdi "Cumhuriyet = Atatürk" şeklindeki düşüncenin beni cehaletle suçlamasından korktum. Bu ülkede Cumhuriyet düşüncesi 2. Abdülhamid devrinde, darbeler 3. Selim devrinde de vardı, yine de işte "Atatürk bize Cumhuriyeti verdi" deyince olup-bitiyor ya her şey...

Bizim memleket olarak asıl meselemiz Atatürk'ün büyük bir insan olması değil, uzaydan gelmiş büyük bir insan olması. Her devrin bir cehaleti vardı, Yeniçerilerin rasathane yıkarkenki refleksleriyle aynı reflekslerdir bugün ama ne yapalım? Dünya (ve sosyolojinin kuralları ve keser ve sap) yine de dönüyor.

Aklıma gelmişken, eğer Cumhuriyet ilan edilirken, bugün Yüce Engizisyon Mahkemesinin buyurduğu 2/3 kuralı olsaydı, Cumhuriyet ilan edilemezdi, Atatürk de Cumhurbaşkanı seçilemezdi. Cumhuriyet 334 vekilin 154'ünün oyuyla ilan edilmiştir, çoğunluğu bile orada değildi. Şuradan aktarıyorum.

<blockquote>Cumhuriyet'in ilanı, meclis çoğunluğunun tehlikede olması nedeniyle, vekillerin yarıya yakınının, Mustafa Kemal'in planı çerçevesinde meclisin diğer yarısına oynadığı bir oyun sonucunda gerçekleşti. Meclis, 28 Ekim 1923 günü akşamı, Mevlid Kandili nedeniyle (adet olduğu üzere) tatile girmişti. O gece, Mustafa Kemal'in sofrasında (İkinci Meclis'te sayılarının artırılmasına gayret edilen) asker milletvekillerinin çoğunlukta olduğu bir toplantı yapıldı. Mustafa Kemal sabaha doğru, 1921 Anayasasının birinci maddesinin sonuna, 'Türkiye devletinin şekli, Hükümet-i Cumhuriyedir' ifadesinin eklenmesine karar verdi. Bu değişiklik, ertesi gün (tatilde olan) mecliste diğer milletvekillerinin haberi olmadan oylanarak uygulamaya konacaktı. Atatürk'ün yakın çevresinden Falih Rıfkı (Atay), o gün için, 'Eski rejimin son günü idi. Bunu bilenler az, bilmeyenler çoktu.' demektedir.

Söz konusu değişiklik, 29 Ekim 1923 günü, 334 vekilin çoğunluğunun mevcut bulunmadığı mecliste 154 oyla, yani salt çoğunluk dahi sağlanamadan kabul edildi ve Mustafa Kemal, o gün doğmuş olan Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı oldu.

</blockquote>Yine Falih Rıfkı'nın "her zaman bizden kalmış" dediği bir dostundan aldığı mektupta

<blockquote>Cumhuriyete diyecek yok. Fakat ilan tarzına bayıldık. Oyun pek mahirane tertip edilmiş, Millet Meclisi azasının çoğundan saklanmıştır. Doğrusu, hakimiyet-i milliye prensibinin cari olduğunu her vesile ile tekrar ettiğimiz bir devirde devlet şeklinin tesbit edilmesi gibi bir meselenin böyle yapılıvermesi kolaylıkla hazmedilebilecek bir şey değildir.
</blockquote>denmiş olması, bugün meydan doldurup "dayatma" diye bağıranların cehaletini en güzel şekilde sergilemektedir. (Yazının tamamını okumanızı tavsiye ederim.) Dahası zaten bu meclis bile Atatürk'ün "muhalif istemiyorum" deyip yeniden topladığı meclistir. 23 Nisan 1920'de açılan 1. Büyük Millet Meclisi, 20 Nisan 1923'e kadar görev yapmış, savaşlar bitip artık halkın katılımına gerek kalmayınca, yeni bir meclis "ihtiyacı" doğmuştur, malum Lozan'ın imzalanması falan gerekli... (Fiili bir Cumhuriyet idaresi vardı ilk mecliste, çok daha demokrat ve cumhura çok daha bağlı; ancak "Cumhuriyet"in "Demokrasi"den farklı bir şey olduğu o zaman da belliydi sanırım.)

27 Nisan 1909 tarihi 2. Abdülhamid'in Mahmut Şevket Paşa'nın darbesiyle indirilip, yerine İttihat ve Terakki elinde oyuncak olacak Mehmet Reşat'ın çıkarılmasının tarihidir. (İttihat ve Terakki'nin tam iktidarı da 1913'te yaptıkları darbeyledir.) O noktadan sonra ipin ucu hemen hemen her zaman askerlerin elinde oldu; belki ilk meclis için bundan söz edilemez, onun da sebebi ortada ordunun olmayışı ve halkın bizatihi kendisinin ordu oluşudur. O zamandan 27 Nisan 2007'deki çıkışına kadar iktidarın her zaman askerin belirlediği sınır içinde olması gerekmiştir.

Bitmiş midir, bilmiyorum ancak bu dönemim bir karakteristiği olan Cumhurbaşkanı'nın (veya 1922'den önce Padişah'ın) askerler tarafından veya istedikleri çerçevede belirlenmesi bugün Başbakan'ın açıkladığı "Cumhurbaşkanını halk seçsin"le ortadan kalkmış olmakta. Bunun hani o "rejim değişikliği", "yarı başkanlık sistemi" olduğunu; hatta ilerde belki de meclisi feshetme yetkisi verilip artık hiç bir şekilde askerin rejim bekçiliğine gerek kalmamasının sağlanabileceğini söyleyebiliriz.

Sanırım Cumhuriyet daha demokratik olacağı ikinci evresine giriyor. Askerin darbe yapmadığı Cumhuriyete Cumhuriyet mi denir be? (Gerçi Yüce Engizisyon mevcut ama askerin yerini tutmaz tabii, onun tadı başka.)

Not: Biri yazılarım siyasileştiği için sayfadan linkinin kaldırılmasını istedi. (Ben de sağa sola link verme konusunda onun için biraz tereddütlüydüm, damardan muhalifiz ya, insanlar korkmasın.) Aşağıda link verdiğim sevgili arkadaşlarım, eğer yarın darbe olur da, Emre'yle beraber biz de yanarız diyorsanız, söyleyin çıkarayım. (Umman istemez, o şerbetli ;))


(2007-05-02 00:50:37)

Son Değişiklikler

Yazıları Eposta İle Al

Türkçe

English

Mercektekiler

edit SideBar

Page last modified on July 19, 2007, at 10:05 PM EST - Powered by PmWiki

^