| emre şahin |
|
Ana »
Takdim' ' ' selam Burası isimlerin sudan, resimlerin havadan ibaret olduğu bir sergah. *** İki nevi kitap vardır diyor Ruskin, konuşup susan kitap, düşünen kitap. Biri sohbet gibi fâni ve külfetsiz; öteki Atman. Bizden sonra yaşayan ruh. Galiba Kayserling'in logos spermatikos dediği bu. Gebe bırakan (veya gebe kalan) kitap. Ama her kitap partönerine göre spermatikoslaşabilir. Herkes "Discours de la Méthode"dan veya "Contrat Social"den gebe kalmaz. Edebiyat dünyasında umulmadık "paternité"lerle karşılaşırız. Fikret'in Hak'ka götüren örümceği. Belki ışık-kitap, ruh-kitap, sperma-kitap yazar istese de, istemese de doğar. Belki çevreyle ilgisi yoktur. Yaşar, yaşamaz ayrı dâvâ. Nietsche Zerdüşt'ü bakkal çırakları için yazmadı. Fikir bazan kayayı parçalar ve fışkırır. Acaba öyle mi?
Cemil Meriç, Jurnal I. Jurnal'den10763 Otobüsten Uçamayan CiklemelerBugün Bursa'dayım. Otobüste yazamadığım Twitter cümlelerini not aldım, oraya yazması zor olduğu için de buraya yazıyorum.
*** Bir adam varmış 10757 Last.fm'in acemisiAtatürk bir millet bütün vasıtalarından mahrum edilse dahi kendisini kurtaracak olan vasıtaları yaratacağını öğrenen liderdir. Onun birinci talebesi Mussolini'dir, ikinci talebesi benim. -- Adolf Hitler, 1938 10756 Çınnnn HihihihohohoKulağımda üç gündür süren çınlama geçti. Bunu yanımdaki iki adamın kişniyor gibi güldüğü bir kafede farkettim. Demek ki kişneme çınlamaya deva. *** Bugün kadından muztarip bir arkadaşla sohbet ettik biraz, kadınları çekiştirdik, günahlarını aldık. Kadınlarla erkekler, bütün ömürlerine bakıldığında az bir süreyi bu çeşit ilişkiler için harcamalarına rağmen (gerçi benim bildiğim, birbirine yapışık gezen sevgililer de var da, işin "normal"inden bahsediyorum) şikayetler bitmiyor. Bir de daha uzun süreyi beraber geçirseler ne olacağını merak ediyorum. Kendimde farkettiğim iki eğilim var bugünlerde. Birincisi kadınların saç rengi açıldıkça, duyduğum güven azalıyor. Ben kadın milletine zaten güvenmem ama saç rengi açıldıkça eksiye iniyor bu güven. İkincisi Facebook sayfasında "Interested in: Men" (Erkeklere İlgi Duyar) ve "Relationship: Single" (İlişki Durumu: Bekar) yazan kızlardan korktuğum. Orada bir şey yazmıyorsa zaten bekar kabul edersin de, gözüne sokar gibi "yok kimse hayatımda" falan deyince, biraz "gel sevgili olalım" diye devam edecekmiş gibi geliyor. Adam yine kişnedi. Takdir etmek lazım, kendini kontrol etmeye çalıştığını hissediyorum. *** Ben bu aşk meşk konularında hayli geri kafalı bir insanım sanırım. Yapmayacağım o kadar çok şey var ki, misalen sigara içmek müstakilen engeldir, Internet'ten tanıştığım hiç kimseyi düşünmem, kimsenin yazdığı yazıya veya sırf dış görünüşüne bakıp da aşık olmam, güzel kız çok ama on dakika konuşmaya kalktığında "biri beni kurtarsın" diye kaşınmaya başlıyorum falan filan... Millet iyi yaşıyor gerçekten, bazen bakıyorum, mesela itiraf.com'um "Platonikim" sayfalarına (evet, bana bugün kimler aşık olmuş diye bakıyorum), "şu kavşakta gördüğüm arabasına vurulduğum oğlan", "bu mağazada gördüğüm en güzel burun deliklerine sahip kız" falan filan... Bir insana aşık olmak bu kadar kolay mı? Şimdi yazdıklarımı okudum da, başıma bir gelecek mi var ne? *** Bugün kadınlar hakkında konuşurken arkadaşım, eğer zamanını doğru kullanabilirsen, yalnızlık çok daha verimli dedi. Doğru. Bu zamana kadar yaşadıklarımın hepsinde, insanı (yani beni) "şimdi ben burada ne için bulunuyorum" dedirtecek durumlar ortaya çıktı. Ben, zamanını öyle gram gram harcayan biri değilim, yine de bulunduğum mekanda ne için bulunduğumun cevabını verebilmek isterim. Bir başka açıdan da bu hal daha iyi. Kim gelirse gelsin konuşabiliyorsun rahat rahat, sevgilin olacak da gece yarısı başkalarıyla chat yapabileceksin mesela, mümkün mü? Veya bir yere oturduğun vakit güzel bir kız görüp, (evet, asla haberinin olmayacağı, bilmeyeceği, bilse de umurunda olmayacağı) hikaye, şiir, aklına ne geliyorsa yazabileceksin. Normal bir ilişkide, kumral sevgilin varken kızıl saçlara şiir yazmak hadım edilme sebebi sayılabilir, o "aşk" o yazıyı/şiiri yazan için belki yarım dakika sürdüğü halde, bir kadınla ceremesini yarım ömür çekersin. Etrafa baktım şimdi, şiir yazdıracak hatun yok. İlginçtir, bana bu zamana kadar, "sevgilim gitsin kiminle beraber olursa olsun, beni sevmeye devam ettiği sürece sorun yok" diyen birden fazla hatun tanıdım. (Bunlardan birinin, nasıl olduysa, sevgilisiydim, bana açıkça "biriyle birlikte olacaksan, ben engel olmayayım" dedide, çok uzatmadım meseleyi.) Benim için tahayyülü biraz zor bir durum, ama kadınların bir kısmı, erkeklerin sevmediği sürece başkasıyla aynı yatağa girmesinde bir beis görmüyorlar sanırım. (Bu belki de reklamdır, öyle bir faaliyetim olmadığı için gerçekte tepkilerinin ne olacağını bilmiyorum.) Kelimelerimi kafamda tutmama sebep olacaksa, o çeşit bir ilişkimin olmasındansa olmamasını tercih ederim. HaskellThe sum of the squares of the first ten natural numbers is, 1^2 + 2^2 + ... + 10^2 = 385 10755 Günle gelen, geceyle giderDevrik Yazılarda Neden Liberal Değilim isimli yeni bir yazı mevcut. 10753 Emin'in kitaplarıDün burada (daha doğrusu sitenin evdeki kopyasında) bir temizliğe giriştim. Şiirlerin bir kısmını ve hikayeleri pdf kitaplarda topladım. Henüz kapaklarına falan tam olarak uğraşamadım ama bir günde bu kadar iş yeter bence. Dosyaları Windows bilgisayarda deneyemedim, umarım fontlarla ilgili bir problem çıkmaz. PDF (Portable Document Format) taşınabilir belge formatı güya ama fontlar her yerde aynı görünmeyebiliyor. Şikayetlerinizi kitapların üstünde yazan isme değil, yine i.emre.sahin@gmail.com adresine yapabilirsiniz. Zavallı yazarın daha mail adresi bile yok, ama kendisine bir domain alabildim, yakında milyonlarca siteye http://eminresah.com şeklinde biri daha eklenecek. Çıkmam lazım, cevap veremediğim maillerin sahipleri kusura bakmayınız. 10751 Her ne varsa alemde / meşk ile mamur ancakBir arkadaş benim "haiku" namıyla yazdıklarımın hoşuna gittiğini söyledi, ben de aynısını onun yazıları için söylerim bazen. O da, zamanında, benim yazılarını beğenmemi, -büyük iltifat- Picasso'nun ilkokul çocuklarının resimlerine bakıp, "hayatım boyunca bunlar gibi resim yapmak istedim" demesine benzetmişti. Ben Picasso yazar hali değilim, (herif gerçekten iyi ressam), yine de oradaki ruh halini anlayabiliyorum. Bu zamana kadar en beğendiğim şiirlerden bazılarını, (isminizi aynı cümlede kullanabilmek ne güzel) Nazlı ile Gökberk'in ofislerindeki beyaz tahtada okumuştum. Şiir yazmak gibi bir "dert"leri olmadığı, maksadın muhabbet olduğu aşikardı, zaten bu sebeple "vuruldum" sanırım. Picasso'nun anlatmaya çalıştığı da bu olmalı. İnsanın adı bir defa "şair"e, "yazar"a, "ressam"a, "yönetmen"e, "komedyen"e çıkınca; dahası kişi buna kendi de inanınca, sanatın tabiatındaki aşkın yerini, bir takım ezberler almaya başlıyor. Herhalde o noktadan sonra kolaylaşıyor da her şey, oyunun kurallarını öğrenirsiniz, kendinizi tanırsınız, ne yazsanız beğenecek hayran da mevcuttur, eski aşkın yerini aşkın resmi alır. Kendimde bu yöne bir gidiş farkedince frene basmaya yeltenmemin sebebi bu olsa gerek. *** |
Türkçe English |
| Page last modified on November 19, 2008, at 06:04 PM EST - Powered by PmWiki |