Ana »

Takdim

'

'

'

selam

Burası isimlerin sudan, resimlerin havadan ibaret olduğu bir sergah.

***

  • Sonunda uçtun, gizli âleme gittin. Acaba hangi yola düştün de dünyadan gittin?
  • Beden kafesinde mahpus bir kuş gibiydin, çok kanat çırptın. Nihayet kafesi kırdın da havalandın, can âlemine uçup gittin.
  • Baykuşların arasında kalmış, aşk sarhoşu bir bülbül gibi idin. Gül bahçesinin kokusunu alınca, dayanamadın, oraya doğru uçup gittin.
  • Bu dünyada görülen tatsız hâllerden ötürü mahmurluklar içinde idin. Çok baş ağrıları çektin. Sonunda ebedîlik meyhanesine gittin.
  • Cihan, yol şaşırtan gulyabâniler gibi seni, yanlış yollara düşürdü. Bu yüzden çok sıkıntılar, ızdıraplar çektin. Sen sonunda Allah'ın inâyeti ile o yanlış yolların hepsini bıraktın, fâni olmayan, ebedî olan sevgiliye doğru uçtun gittin.
  • Duydum ki sen, iki göz olmuşsun, cana bakmadasın. Neden cana bakıyorsun? Çünkü sen artık cansın, cana kavuştun.

Rumi, Divan-ı Kebir (haz: Şefik Can)

Jurnal'den

10763 Otobüsten Uçamayan Ciklemeler

Bugün Bursa'dayım. Otobüste yazamadığım Twitter cümlelerini not aldım, oraya yazması zor olduğu için de buraya yazıyorum.

  • Otobüslere açık telefon olup olmadığını anlamak için cihaz konabilir ama o zaman şoförün de kapatması gerekir.
  • Gülen diye bir otobüs firması gördüm, marka algısı bana içerde Zaman gazetesi dağıtıldığını ilham ettirdi.
  • Amerika'ya benziyoruz giderek, bizim de Nihat Hatipoğlu tarzı televanjelistlerimiz var artık; ne ka gözyaşı, o ka rating ve para.
  • İslam böyle ortalık yerde ona buna ağlanan bir din olmamak gerekir ya ne hikmetse bir tavır değişimi var, ağlayıp rahatlıyoruz.
  • Yanımdaki amca ikram edilen şekeri özenle seçti, ben de elimi daldırıp aldım, adam öbür tarafta kendisinden gazete isteyen teyzeye de sinir oldu.
  • İnsanların kelimelerini anlamak özel bir zevk: ferden ferda diye bir ibare okudum, ferda Farsça "yarın" demek ama bu "tek tek her ferd" anlamında Arapça.
  • Bir insanın yöneticiliği talep etmesi, bundan yönettikleri hilafına bir menfaati olduğunu gösterir mi? Bana bir yeri taşıyla toprağıyla verseler, belediye başkanlığını istemem.
  • Otobüs güvenlik uyarıları: Tanımadıklarınızdan yiyecek içecek kabul etmeyiniz; ama ben şekeri ikram eden muavini de tanımıyorum.
  • "Çocuklarınızın güvenliği için koridorda tek başına dolaşmasına izin vermeyiniz." Beraber dolaşınız.
  • Köprünün altında bir grup güvercin oturma eylemi yapıyordu.
  • Nilüfer Turizm otobüslerinde uzuuuunca bir süre kendi reklamını yapıyor. Bu eziyeti haketmek için Nilüfer yolcusu olmanız gerekiyor ki reklam ne işe yarayacak onu merak ettim. Tam Türk işi: Türk'e Türk propagandasına alışkın Nilüfer yolcularına Nilüfer Turizm propagandası.
  • Şimdi tanıdık Nilüfer veya tanımadık bir Nilüfer bana "benden mi bahsettin" derse ne derim, onu düşündüm.
  • Kitap kurtlarına kitap da veriyorlarmış, tahta kurularına da sunta veriyor musunuz?
  • Bu reklamın yazarı kesinlikle çok Türk filmi seyretmiş, yolculuk bittiğinde bizden ayrılmanın hüznünü yaşıyormuş Nilüfer. (Hayır bu sen değilsin, bu otobüs.)
  • Muavine fazla laf anlatmamak için ikram olarak yanımdaki amcanın istediğinin aynısından istedim, kek ve limon suyu. Limon suyu insanda deterjan tedaileri uyandıran bir sıvı.
  • Mustafa Erdoğan'ın "Liberal Toplum, Liberal Siyaset" kitabının başında, tezli bir kitap olduğu, kırk ambar kitabı olmadığı yazıyor.
  • Cemil Meriç'te gördüğüm problem oydu: Evet bilgi hazinesi ama bunları sağlam bir tez etrafında haline sunamıyor, Necip Fazıl'da da tersi bir intiba edindim; tezler kuvvetli ancak bunları bir yerlere dayandırma gayreti yok.
  • Uzun zamandır yazmak istediğim ancak terbiyemi bahane edip geri ittiğim bir şey var: Fuck Facebook!
  • Ufka kadar uzanan karla kaplı tarla, varılamayacak menzil tarifi gibi.
  • İnsanın hemşehrisini sevmesinin temelinde kendi görünüşüne yakın birilerini sevmek yatıyor olmasın? Memleketini seviyor olmasının altında çocukluğuna duyduğu özlem yer almasın?
  • Bütün yolu sevgilisiyle sarılıp gelen çocuk, otobüs mola verdiği anda hoplayıp sigara içmeye indi. Kızın yerinde olsam bundan bir anlam çıkarırdım.
  • Adam güneşi görmek mümkün değil, uydulardan dünya nefes alamıyor diye başlık atmış; benim her gün gördüğüm ne ki?
  • Kendimde duygusal felç işaretleri görmeye başladım.
  • Üniversite talebeleri bana artık çocuk gibi gelmeye başladığına göre yaşlanmaya başladım demektir.
  • Melih Gökçek sayıların dilini çok iyi bilen ve kullanan bir adam; sayıların ilham ettiği güveni tepe tepe kullanıyor. Eskişehir Belediye Başkanı'nın "Parklar yapıyoruz" demesiyle, Melih'in "28 park yaptık, 12033 metrekare yeşil alan yarattık" tarzı konuşması arasında ciddi bir işbitiricilik ve inandırıcılık farkı var.
  • Yediklerimi artık twitter'a yazmıyor olmamın sebebi, ne kadar çok kuru fasülye yediğimin bilinmesini istemiyor olmam.
  • Yeni Lira'dan Lira'ya geçmek için erken bir zamandı, daha çoğunluk milyarı bırakmış değil.
  • Önümde oturan oğlanın saçındaki kepeklerden fal bakılabilir, yıldız falı gibi kepek falı.
  • Felsefeciler mutsuzdur. Mutsuz insan mutluluğa erişmeyi bilmez. Bir şeyi bilmeyen onu öğretemez. O halde felsefeciler mutluluğu öğretemez.
  • İstanbul'da yaşamadan İstanbul'u yaşayabilmek isterdim.
  • Bozüyük'ten sonra ağzımı açıp dışarıyı seyrettim. Bazen de dönüp mavi gökyüzü altında, yeşil ve çıplak ağaçların karla oluşturdukları güzelliği seyretmek yerine önündeki gazeteye gömülenleri seyrettim.

***

Bir adam varmış
Uykuya dalmış
Öyle derin uyku
Bedeni çürümüş
Uykusu kalmış

10757 Last.fm'in acemisi

Atatürk bir millet bütün vasıtalarından mahrum edilse dahi kendisini kurtaracak olan vasıtaları yaratacağını öğrenen liderdir. Onun birinci talebesi Mussolini'dir, ikinci talebesi benim. -- Adolf Hitler, 1938

10756 Çınnnn Hihihihohoho

Kulağımda üç gündür süren çınlama geçti. Bunu yanımdaki iki adamın kişniyor gibi güldüğü bir kafede farkettim.

Demek ki kişneme çınlamaya deva.

***

Bugün kadından muztarip bir arkadaşla sohbet ettik biraz, kadınları çekiştirdik, günahlarını aldık. Kadınlarla erkekler, bütün ömürlerine bakıldığında az bir süreyi bu çeşit ilişkiler için harcamalarına rağmen (gerçi benim bildiğim, birbirine yapışık gezen sevgililer de var da, işin "normal"inden bahsediyorum) şikayetler bitmiyor. Bir de daha uzun süreyi beraber geçirseler ne olacağını merak ediyorum.

Kendimde farkettiğim iki eğilim var bugünlerde. Birincisi kadınların saç rengi açıldıkça, duyduğum güven azalıyor. Ben kadın milletine zaten güvenmem ama saç rengi açıldıkça eksiye iniyor bu güven. İkincisi Facebook sayfasında "Interested in: Men" (Erkeklere İlgi Duyar) ve "Relationship: Single" (İlişki Durumu: Bekar) yazan kızlardan korktuğum. Orada bir şey yazmıyorsa zaten bekar kabul edersin de, gözüne sokar gibi "yok kimse hayatımda" falan deyince, biraz "gel sevgili olalım" diye devam edecekmiş gibi geliyor.

Adam yine kişnedi. Takdir etmek lazım, kendini kontrol etmeye çalıştığını hissediyorum.

***

Ben bu aşk meşk konularında hayli geri kafalı bir insanım sanırım. Yapmayacağım o kadar çok şey var ki, misalen sigara içmek müstakilen engeldir, Internet'ten tanıştığım hiç kimseyi düşünmem, kimsenin yazdığı yazıya veya sırf dış görünüşüne bakıp da aşık olmam, güzel kız çok ama on dakika konuşmaya kalktığında "biri beni kurtarsın" diye kaşınmaya başlıyorum falan filan... Millet iyi yaşıyor gerçekten, bazen bakıyorum, mesela itiraf.com'um "Platonikim" sayfalarına (evet, bana bugün kimler aşık olmuş diye bakıyorum), "şu kavşakta gördüğüm arabasına vurulduğum oğlan", "bu mağazada gördüğüm en güzel burun deliklerine sahip kız" falan filan... Bir insana aşık olmak bu kadar kolay mı?

Şimdi yazdıklarımı okudum da, başıma bir gelecek mi var ne?

***

Bugün kadınlar hakkında konuşurken arkadaşım, eğer zamanını doğru kullanabilirsen, yalnızlık çok daha verimli dedi. Doğru. Bu zamana kadar yaşadıklarımın hepsinde, insanı (yani beni) "şimdi ben burada ne için bulunuyorum" dedirtecek durumlar ortaya çıktı. Ben, zamanını öyle gram gram harcayan biri değilim, yine de bulunduğum mekanda ne için bulunduğumun cevabını verebilmek isterim.

Bir başka açıdan da bu hal daha iyi. Kim gelirse gelsin konuşabiliyorsun rahat rahat, sevgilin olacak da gece yarısı başkalarıyla chat yapabileceksin mesela, mümkün mü? Veya bir yere oturduğun vakit güzel bir kız görüp, (evet, asla haberinin olmayacağı, bilmeyeceği, bilse de umurunda olmayacağı) hikaye, şiir, aklına ne geliyorsa yazabileceksin. Normal bir ilişkide, kumral sevgilin varken kızıl saçlara şiir yazmak hadım edilme sebebi sayılabilir, o "aşk" o yazıyı/şiiri yazan için belki yarım dakika sürdüğü halde, bir kadınla ceremesini yarım ömür çekersin.

Etrafa baktım şimdi, şiir yazdıracak hatun yok.

İlginçtir, bana bu zamana kadar, "sevgilim gitsin kiminle beraber olursa olsun, beni sevmeye devam ettiği sürece sorun yok" diyen birden fazla hatun tanıdım. (Bunlardan birinin, nasıl olduysa, sevgilisiydim, bana açıkça "biriyle birlikte olacaksan, ben engel olmayayım" dedide, çok uzatmadım meseleyi.) Benim için tahayyülü biraz zor bir durum, ama kadınların bir kısmı, erkeklerin sevmediği sürece başkasıyla aynı yatağa girmesinde bir beis görmüyorlar sanırım. (Bu belki de reklamdır, öyle bir faaliyetim olmadığı için gerçekte tepkilerinin ne olacağını bilmiyorum.)

Kelimelerimi kafamda tutmama sebep olacaksa, o çeşit bir ilişkimin olmasındansa olmamasını tercih ederim.

Haskell

The sum of the squares of the first ten natural numbers is, 1^2 + 2^2 + ... + 10^2 = 385

Continue...

10755 Günle gelen, geceyle gider

Devrik Yazılarda Neden Liberal Değilim isimli yeni bir yazı mevcut.

10753 Emin'in kitapları

Dün burada (daha doğrusu sitenin evdeki kopyasında) bir temizliğe giriştim. Şiirlerin bir kısmını ve hikayeleri pdf kitaplarda topladım. Henüz kapaklarına falan tam olarak uğraşamadım ama bir günde bu kadar iş yeter bence.

Dosyaları Windows bilgisayarda deneyemedim, umarım fontlarla ilgili bir problem çıkmaz. PDF (Portable Document Format) taşınabilir belge formatı güya ama fontlar her yerde aynı görünmeyebiliyor. Şikayetlerinizi kitapların üstünde yazan isme değil, yine i.emre.sahin@gmail.com adresine yapabilirsiniz. Zavallı yazarın daha mail adresi bile yok, ama kendisine bir domain alabildim, yakında milyonlarca siteye http://eminresah.com şeklinde biri daha eklenecek.

Çıkmam lazım, cevap veremediğim maillerin sahipleri kusura bakmayınız.

10751 Her ne varsa alemde / meşk ile mamur ancak

Bir arkadaş benim "haiku" namıyla yazdıklarımın hoşuna gittiğini söyledi, ben de aynısını onun yazıları için söylerim bazen. O da, zamanında, benim yazılarını beğenmemi, -büyük iltifat- Picasso'nun ilkokul çocuklarının resimlerine bakıp, "hayatım boyunca bunlar gibi resim yapmak istedim" demesine benzetmişti. Ben Picasso yazar hali değilim, (herif gerçekten iyi ressam), yine de oradaki ruh halini anlayabiliyorum.

Bu zamana kadar en beğendiğim şiirlerden bazılarını, (isminizi aynı cümlede kullanabilmek ne güzel) Nazlı ile Gökberk'in ofislerindeki beyaz tahtada okumuştum. Şiir yazmak gibi bir "dert"leri olmadığı, maksadın muhabbet olduğu aşikardı, zaten bu sebeple "vuruldum" sanırım. Picasso'nun anlatmaya çalıştığı da bu olmalı.

İnsanın adı bir defa "şair"e, "yazar"a, "ressam"a, "yönetmen"e, "komedyen"e çıkınca; dahası kişi buna kendi de inanınca, sanatın tabiatındaki aşkın yerini, bir takım ezberler almaya başlıyor. Herhalde o noktadan sonra kolaylaşıyor da her şey, oyunun kurallarını öğrenirsiniz, kendinizi tanırsınız, ne yazsanız beğenecek hayran da mevcuttur, eski aşkın yerini aşkın resmi alır.

Kendimde bu yöne bir gidiş farkedince frene basmaya yeltenmemin sebebi bu olsa gerek.

***

Son Değişiklikler

Yazıları Eposta İle Al

Türkçe

English

Mercektekiler

edit SideBar

Page last modified on November 19, 2008, at 06:04 PM EST - Powered by PmWiki

^